SAPANCA TARİHİ

admin
Categories: SAPANCA

sapanca2

 Sapanca Gölü Havzası içerisinde yer alan yerleşmelerin tarihini incelediğimizde geniş perspektiften bakınca Adapazarı, İzmit ve Sapanca’nın günümüzde olduğu kadar önceki yüzyıllarda da önemli yerleşim birimleri olarak dikkati çektiği bilinmektedir.  

1950’li yılların ortalarına kadar tek bir şehir olarak mevcudiyetlerini devam ettiren Kocaeli ve Sakarya illeri, 1954 yılında Sakarya’nın il olması ile birlikte iki ayrı şehir haline gelmişlerdir.

 

Havza içerisinde bu illere bağlı diğer yerleşmeler ise idari olarak bağlı bulundukları illerin genel tarihi geçmişinden etkilenmekle birlikte birçoğunun Cumhuriyet ve hatta yakın dönem geçmişleri daha fazladır. Örneğin göl havzasının İzmit sınırları içerisinde kalan ilçesi olan Kartepe, çevresinde yer alan belediye ve köylerin kendisine bağlanması ile birlikte yeni ilçe olmuş bir yerleşmedir. O nedenle havzanın tarihini incelerken genel tarihi geçmişin benzer olduğu gerçeğini de unutmadan önemli merkezler üzerinden bilgi vermek havzanın tarihi geçmişini iyi bir şekilde ortaya koyma açısından daha yararlı olacaktır.

 

Havzanın genel tarihi perspektifini yansıtacak en iyi yerleşim biri olan Sapanca oldukça eski bir yerleşim merkezidir. Bilinen en eski kayıtlara göre M.Ö. 1200 yıllarında Frigyalıların bölgeye gelmesi ile bir yerleşim merkezi olarak adı geçen Sapanca, gerçek anlamda M.Ö. 378’de Bithynia (Bitinya) Krallığı tarafından kurulmuştur. Bithyn’ler zamanında Komakessenanon daha sonra bölgede egemenlik kuran (M.Ö. 395) Bizans İmparatorluğu döneminde Baane Gölü (Sapanca Gölü), Sophon Dağı (Sapanca Dağı), Sofhan ve Sofhange adıyla anılan Sapanca ve Sapanca Gölü’dür.

 

KONUKÇU (2005) eserinde Bizans döneminde Sapanca isminin geçmediğini belirtirken, gölün hemen üzerinden yükselen Sophon Dağları, Sumoneusis, Suphonensis, Sophon, Siphon, Siphones Lacus isimlerinin Roma devrine ait olduğunu ve göl ile ilgili olduğunu belirtmektedir.

 

M.S. 1075 yılında Anadolu Selçukluların bölgeye gelmesinden sonra da “Ayan” ve “Ayan Köy (Ayangöl)” adı ile anılmıştır. Bir süre Türk-Bizans sınırı olan Sakarya nehri boyunca ve de çevresine Bizanslılar hudut kaleleri yaptırmıştır. Bunlardan biri de Sapanca ilçesi sınırları içerisinde yer alan “Kurtköy Kalesi”dir. İlçe Bizanslılardan Orhan Gazi’nin kumandanlarından Akçokoca Bey tarafından alınmış ve büyük ölçüde yeniden düzenlenmiştir. Sapanca’nın yeniden düzenlenmesi sürecinde Sadrazam (Sarı) Rüstem Paşa’nın (Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı) büyük emekleri olmuş ve kalıcı bir takım eserlerin yapılmasını sağlamıştır.  (Kültürel Renkleriyle Sakarya, 2005)

 

Osmanlıların ilk devresinden itibaren Ayan Köyü teşekkül etmiştir. XVI. Yüzyıl belgelerinde “Karye-i Ayan” nam-ı diğer Sabancı” kaydından, kurulan yerleşim yerinin iki isimle Ayan ve Sabancı diye geçtiği görülmektedir. 1530’da İznikmid Kazası arazisi içinde olup 20 hane, 32 nefer, 10 mücerred, bir imam ve 9 sipahiden meydana geliyordu. Turhan oğlu Hamza’nın tımarı vardı. Koz (Ceviz), kestane, armut, elma, üzüm ve kiraz meyveleri ile dolu olan Sabanca’nın gelişmesinde, İstanbul-Bağdad Caddesi’nin önem kazanması etkilidir. Nitekim, Kanuni devri devlet adamlarından Rüstem Paşa imaret, kervansaray, dükkan, hamam ve cami inşa ettirmiştir”   (KONUKÇU, 2005)

 

Sapanca ile ilgili olarak bölgeden geçmiş olan çeşitli araştırmacı ve gezginlerin izlenimleri de bölge tarihi açısından önemli bir yer tutar.

 

1640 yılında Erzurum seyahatine giderken Sapanca’dan geçen Evliya Çelebi, kasaba hakkında şu bilgilere yer vermektedir. “Bir zamanlar İzmitli bir ihtiyar buradaki orman ve çalıları temizleyerek saban yürüttüğünden Sabancı Koca adıyla bir köy kurulur. Sonra zaman geçtikçe mamur bir hale gelerek Kanuni Sultan Süleyman zamanında kasaba olmuştur. Kasabada Sarı Rüstem Paşa 170 ocaklı bir han yaptırmıştır. Güzel bir camisi, hamamı ve çarşısı vardır. İmaretleri gök kurşun ile kaplıdır. 1000 kadar kiremit örtülü ev vardır. İmaretlerin tamamı Mimar Sinan yapısıdır. Bir Pertev Paşa hanı vardır o da Mimar Sinan eseridir. Bu hayrat eserin çoğu Rüstem Paşa’nın olduğu için vakfın mütevellisi tarafından idare edilmektedir. Buranın bir yeniçeri serdarı vardır. Övüleceklerinden beyaz kirazı meşhurdur. Hamamın dibinde bir ekmekçi dükkanı vardır. Bir dervişin hayır duası bereketi ile bir çeşit beyaz ve has ekmek somun pişir ki Sabanca somunu adıyla her tarafta şöhret bulmuştur. Kırk gün bile dursa kuruyup küflenip lezzetini kaybetmez. O kadar meşhurdur ki birini ılgarla taze taze acem şahına götürmüşler o da beğenmiş. O kadar lezzetli ve has ekmek olmasını bazıları suyundandır derler. Sapanca gölünün çevresi 24 mildir. Gölün dört tarafında kasaba gibi 76 tane köy vardır. Bütün halkı bu gölün suyunu içtiklerinden yüzlerinin rengi kırmızıdır. Mahsulleri çoksa da bağları yoktur. Sayısız bahçeleri vardır. Bu gölün kenarında bir çeşit kavun ve karpuz olur ki ikisini ancak bir eşek taşıyabilir. Gölün içerisinde 70-80 tane kayık ve çırnık (zahire kayığı) vardır ki köylerden adam, kereste ve eşya getirirler. Gölde bulunan çeşitli balıklardan avlayarak satarlar. Alabalığı, sazan balığı ve turna balığı gibi tatlı su balığı çok lezzetli olur. Kuvvet ve ferahlık verirler. Gölün derinliği çoğu yerde 20 kulaçtır. Suyu gayet saf ve berraktır. Kıyısında köylerin kadınları elbise yıkadıkları zaman sabun asla sürmezler. Ne yıkasalar temiz ve beyaz tülbent gibi olurlar. Adı geçen somunu da bu suyla yoğurduklarından pamuk gibi ekmeği olur.” (Evliya Çelebi Tam Metin, 1993; 517,518)

 

Osmanlı Devleti zamanında havza içerisindeki yerleşmelerin statüsünde bazı değişiklikler yaşanmıştır. 1701 yılında Adapazarı, Sapanca’ya bağlı bir yerleşim birimidir ve kayıtlarda “Adaköy” olarak geçmektedir. Sapanca ise İzmit Mutasarraflığına bağlı bir yerleşim birimi iken 1837 yılında II. Mahmut döneminde Adapazarı kaza merkezi haline getirilerek Sapanca Adapazarı’na bağlı bir nahiye haline gelmiştir. (Sapanca 2000)

 

1870 Hüdavendigar Vilayet Salnamesine göre ise Sapanca 230 hane olup, 3 mahalle ve de 1 çiftlik vardır. 1890 yılında bölgeden geçen Cuinet, Sapanca nahiyesi nüfusunu 13.000’i Müslüman olmak üzere 15.000 olduğunu belirtmektedir. Bu dönemde Sapanca’da 15 camii, 2 medrese, 2 kilise, 1 hamam, 10 çeşme, 5 fırın, 17 dükkan, 24 kahvehane ve han vardır. Ayrıca yörede 16 çiftlik ve 16 eski değirmen bulunmaktadır. (Yurt Ansiklopedisi, 1981; 6460, 6548, 6549)

 

Cumhuriyetin ilk yıllarında ise Darülfünun bünyesinde bir grup araştırmacı, hükümetin de desteği ile 1928 yılında İzmit, Bilecik ve Bursa vilayetlerini kapsayan bir araştırma gezisi düzenlemiştir. Daha çok hayvan çeşitliliği ile ilgili olan bu araştırma kapsamında Sapanca’da ziyaret edilmiş ve Sapanca çevresi de araştırılmıştır. 25 Haziran’da Haydarpaşa’dan trenle başlayan bu arazi gezisi için üç sandık dolusu malzeme hazırlanmıştır. Haydarpaşa’dan trene binildikten sonra 4 saat 20 dakika sonra Sapanca’ya ulaşılmıştır. Bu gezi raporuna göre; “Sapanca çok zengin ve mamur bir müdiriyetttir. Havası gayet güzel, gölün yanında bulunduğu halde sivrisinek olmadığından sıtma yoktur. Güzel binalar, ufak tefek her ihtiyacı tatmin edecek bir çarşısı mevcuttur. Orada bulunduğumuz zaman etraftan külliyetli ipek kozaları geliyordu, tütünler de araba araba depolara taşınıyordu, fakat tütün zürraının yüzü gülmüyordu. Tütünlerin depolarda kalıp bozulmasından, çok zararlara uğradıklarını söylediler. Sabanca’da en çok göze çarpan şey meyve ağaçlarıdır; kiraz ağaçları gayet cesim, elma, armut, erik, ceviz ağaçları da çoktur. Burada meyveler hakikaten pek nefistir. Kirazlardan; kara gevrek, Gürgülü, Kara Kiraz nevileri mevcuttur.” (Ali Vehbi, Hovas; 2008, Sapanca Bilimsel Bakış )

 

Sapanca havalisini incelemek için birkaç gün bu bölgede kalan araştırmacıların notlarından edindiğimiz bilgilere göre; Yanık köyü, dağınık birkaç haneden ibaret, ceviz ağaçları çok olan bir köydür. Büyük Derbent istasyonu yakınlarında girişimci bir genç tarafından ağaç biçmek için kurulmuş bir fabrika vardır. Büyük Derbent’te sivrisinekler çok, sıtma görülmekte iken iki yüz metre yüksekte yer alan Abaza köyünde ise sivrisinek bulunmamaktadır. Her iki yerleşim yeri arasında 20 dakikalık bir mesafe bile bulunmadığı belirtilmektedir. İnsan sökmez ormanların içinden geçtiklerini ifade eden araştırmacılar aynı zamanda yöre halkının merhametli ve kerim olduğunu ifade etmişlerdir.

Mar
3

One Response to “SAPANCA TARİHİ”

  1. online says:

    ilginc bilgiler icin tesekkurler

Leave a Reply